Rus mimar Ivan Nikolaev’in önderliğinde 1933 yılında inşa edilmiş olan Kayseri Sümerbank Tekstil Fabrikası, Cumhuriyet döneminin endüstrileşme ve modernleşme hareketinin en önemli sembollerindendir. Rus Konstrüktivizmi’nin özgün örneklerini içeren kompleks, 1999 yılındaki kapatılışından Abdullah Gül Üniversitesine tahsisine kadar geçen sürede hayli bakımsız kalmış, dahası yapıların bir bölümünde bilinçsiz tamirat ve ekler yapılmıştı.
Kayseri’de bir zamanlar kentin ekonomik ve sosyal anlamda jeneratörü olmuş ve bu sebeple kent hafızasında kuvvetli bir yeri olan bu yerleşkeyi, bir yandan modern eğitim yöntemlerinin uygulandığı çağdaş bir üniversite kampüsüne dönüştürmek diğer yandan da alanın büyük bir bölümünü yeniden kentlinin kullanımına açarak uzun zamandır eksikliği duyulan bir sosyal merkez haline getirmek tasarımın ana hedefleri olarak ortaya çıktı. Dönüşüm kararların ana ilkesi ise bu yapıların dokunulmaz kılınarak bir anlamda objeleştirilmesi ile aşırı müdahil davranarak var olan karakterinin bozulmasına yol açmak olarak tanımlanabilecek iki uçtan da kaçınarak, özgün bir yeniden kullanım projesi elde etmek şeklinde belirlendi.
Yerleşkedeki yapılar arasında görece yeni ve daha az karakteristik olmasına karşın, alanda bulunan küçük ambar binasının yere ait hafızayı diri tutacak bir biçimde yeni yerleşkenin bir parçası olarak korunması bir diğer önemli tasarım kararı olarak öne çıktı.Bu çerçevede yeni yerleşke için ilk aşamada ihtiyaç duyulan Eğitim ve Yönetim Yapısı, bu binanın dönüştürülmesi ve çağdaş eklerle tamamlanması yolu ile elde edildi. Bir yandan fabrika yerleşkesinin çok katmanlı endüstriyel ruhunu taşıması diğer yandanda gerekli tüm yeni işlevleri içermesi söz konusu olan bu yapı, karşısındaki büyük ambar binasının kolonatlı dış mekânını jeneratif bir örnek olarak değerlendiren ve ona atıfta bulunan bir dille biçimlendirildi. Yeni yapıda hakimiyet alanı daha da genişletilen kolonat, bir yandan korunaklı geçiş alanları oluştururken diğer yandan da tüm yerleşkenin zihinsel algısı için hedeflenen “zamansızlık” durumunun oluşmasına katkıda bulundu.
Kayseri’de bir zamanlar kentin ekonomik ve sosyal anlamda jeneratörü olmuş ve bu sebeple kent hafızasında kuvvetli bir yeri olan bu yerleşkeyi bir yandan modern eğitim yöntemlerinin uygulandığı çağdaş bir üniversite kampüsüne dönüştürmek diğer yandan
da alanın büyük bir bölümünü yeniden kentlinin kullanımına açmak tasarımın ana hedefleri olarak ortaya çıktı.

İçerik: Tasarım Group